Sağlık
Tip 2 Diyabeti İlaçsız Kontrol Edebilecek İmplant Geliştirildi: Fare Deneylerinde Kan Şekeri Düzenlendi
Teknolojinin en dikkat çekici özelliği, geleneksel diyabet tedavilerinden farklı olarak insülin veya başka bir ilaç salgılamaması. İmplantın içerisinde grafit keçeden oluşan ve altın ile platin nanoparçacıklarıyla kaplanmış özel bir katalitik yüzey bulunuyor. Bu yapı, elektriksel enerji kullanarak glikozun glukonata dönüştürülmesini sağlayan bir reaksiyonu destekliyor. Glukonat, glikozun oksitlenmesiyle oluşan bir bileşik. Araştırmacılar bu kimyasal dönüşümden yararlanarak kandaki fazla glikoz miktarını azaltmayı hedefliyor. Ancak glukonatın insan vücudunda tamamen zararsız olduğu veya oluşan bütün miktarın doğrudan idrarla atıldığı henüz klinik olarak gösterilmiş değil.
Sistem, kapalı döngü olarak adlandırılan otomatik kontrol mekanizmasıyla çalışıyor. Kola takılan bir glikoz sensörü kan şekeri düzeyini takip ediyor ve ölçümler kablosuz bağlantıyla dijital kontrol sistemine aktarılıyor. Kan şekeri belirlenen sınırın üzerine çıktığında implant etkinleştirilerek glikozun elektrokimyasal dönüşümü başlatılıyor. Glikoz seviyesi hedef aralığa döndüğünde ise sistem kapanıyor. Diyabetli farelerde gerçekleştirilen deneylerde bu yaklaşımın altı haftalık süreçte kan şekeri kontrolü sağlayabildiği, hayvanların kilo kaybettiği ve incelenen dokularda belirgin hasar bulgusu görülmediği bildirildi. Bu sonuçlar, metabolik hastalıkların yönetiminde biyolojik ilaçların yanı sıra elektrokimyasal teknolojilerden de yararlanılabileceğini düşündürüyor.
Ancak bu gelişme Tip 2 diyabetin tedavisinin bulunduğu veya diyabet ilaçlarının artık gereksiz hale geldiği anlamına gelmiyor. Araştırma yalnızca farelerde gerçekleştirildi ve cihazın insanlarda güvenli, etkili veya uzun süre dayanıklı olduğu henüz kanıtlanmış değil. Ayrıca Tip 2 diyabet yalnızca yüksek kan şekeriyle sınırlı değil; insülin direnci, pankreas beta hücrelerinin işlevi ve çeşitli metabolik süreçlerle ilişkili karmaşık bir hastalık. Kandaki fazla glikozun dönüştürülmesi, bu mekanizmaların tamamını ortadan kaldırmayabilir. İmplantın uzun vadeli biyouyumluluğu, oluşan kimyasal ürünlerin metabolizması ve aşırı glikoz düşüşünü önleyen güvenlik sistemleri insan çalışmalarından önce ayrıntılı biçimde değerlendirilmek zorunda. Yine de araştırma, gelecekte diyabet ve obezite tedavisinde ilaçsız, otomatik çalışan implantların kullanılabilmesi açısından yeni bir araştırma yönü sunuyor.



