Bilim
Bebeklerde Ağlama Değil Hayatta Kalma Alarmı: Bilimsel Verilerle Erken Çocukluk Dönemi Kaygısı
Bir bebek bakım verenine ulaşamadığında beyni bu durumu basit bir rahatsızlık olarak değil, doğrudan bir hayati tehlike olarak algılıyor. Bu süreçte devreye giren stres mekanizması, vücuttaki kortizol seviyesini saniyeler içinde yüzde 200 ile 300 oranında artırarak bebeğin sistemini tam kapasite bir acil durum moduna sokuyor. Bebekler için yalnız kalmak, biyolojik düzeyde ölümcül bir tehdit ile eşdeğer anlam taşıyor.
Uzmanlar, bu tepkinin bir alışkanlık ya da ebeveyni manipüle etme çabası olmadığını, tamamen otomatik bir hayatta kalma mekanizması olduğunu vurguluyor. Doğumdan itibaren sinir sistemi tek bir görevle programlanıyor: Bakım vereni mümkün olan en hızlı şekilde geri getirmek. Bu bağlamda ağlama eylemi, aslında güvenliğe duyulan biyolojik bir çağrı olarak tanımlanıyor. Bir bebek için güvenlik; kalp atışı, sıcaklık ve kendisine verilen yanıttan ibaret olup, bu fiziksel varlık ortadan kalktığında sinir sistemi içsel bir alarm vermeye başlıyor.
Popüler bir uyku eğitimi yöntemi olan "ağlamaya bırakma" tekniği, bu noktada ciddi bir risk barındırıyor. Bebekler bu süreçte kendi başlarına uyumayı öğrenmedikleri gibi, beynin "bir şeyler çok yanlış" mesajını sürekli hale getiriyorlar. Kimsenin gelmediği durumlarda vücut, parasempatik sinir sisteminin bir savunma mekanizması olan "kapanma" moduna geçiyor. Bebek kendisini güvende hissettiği için değil, sistemi enerji tasarrufu sağlamak ve hayatta kalmak için kapandığı için uykuya dalıyor.
Bu durumun uzun vadeli etkileri ise bireyin karakter yapısını şekillendiriyor. İhtiyaçlarına yanıt alamayan bebeklerin beyninde "ihtiyacım olduğunda kimse gelmeyecek, o halde istemeyi bırakmalıyım" mesajı kalıcı bir iz bırakabiliyor. Ağlama dursa bile stres tepkisi içselleşerek devam ediyor. Ebeveynlerin bebeklerine yanıt vermesi, onları sakinleştirmesi ve yanlarında olması onları "şımartmak" değil; dünyanın güvenli, insanların güvenilir olduğu bir sinir sistemi inşa etmek anlamına geliyor. Gerçek dayanıklılık, ihtiyaçların karşılandığı bu güvenli temeller üzerine kuruluyor.
Kaynak: Institute of Child Psychology / Neurobiology of Attachment and Stress Response Studies



